0

Kim Bilir Belki Bir Taş Da Size Atılmıştır Beni Okuyun

Yoğun bir hafta olacağı için durgun da olacak iş anlamında. Bu nedenle beni de aldı bir düşünce. Yoğunluk demek gözlem demek. Gözlem demek ise, benim gibi birisi için mutlaka yazmak demek. Yazmak öyle bir şey ki, hele benim gibi içi dışı, özü sözü bir birisi için, mutlaka bazı şeyler yazılmalı, birilerine ulaşmalı. Bu nedenle düşündüm, ne yapsam; nereye yazsam? Fikir çok, ancak bu haftanın bitimi ile birlikte, acaba ben o fikri, yoğun yazı sürecinde büyütüp yaşatabilecek miyim? İşte bu nedenle, en uygun yerin burası olduğuna karar verdim.
Peki nasıl anlatsam, nerden başlasam? Sadece yazmakla kalan birisi olsam, yazarım, herhangi birileri okur; kimse üstüne almaz, ama benim huyum nedir? Yazar, ve paylaşırım, aslında ok hedefine ulaşır. Ondan sonra, ayıkla pirincin taşını: “Onu benim için mi yazdın” “Bir şey okudum ama orda ne demek istedin” “Paylaştıklarını görüyorum ama, anlat bakalım hmmmm” Ne meraklı toplumuz ya, yoksa benim arkadaş çevrem mi meraklı? Kızım sana söylüyorum gelinim sen duy değil, bakın ne kadar net yazıyorum: meraklısınız ya, ne yazdıysam yazdım neden merak ediyorsunuz? Şimdi yazımın içine icon eklemeyeyim, bunları yazarken bir yandan da gülüyorum aslında, hani bilemiyorum artık kim üstüne alınır…
Hani şu, insanların nabzına göre şerbet vermek vardır ya… İşte ben onu sevenlerden değilim. Yazımın başında da dedim ya: özüm sözüm birdir. Bir laf söylediğim zaman, acaba ne demek istediğimi düşünenler çok büyük hataya düşerler. Ben bir laf söyleyeceksem direk söylerim zaten. Neden söylemeyeyim, neden taş atıp kaçayım, ne var ki söylemeyecek? Söylenecek bir şey varsa, söyleten vardır. Neden hedefe ulaşmasın ki ok?
Günümüz öyle bir gün ki, herkes içinden geldiği gibi davranabiliyor. Herkes istediğini yapar da, ben istediğimi söyleyemez miyim? Öyle de bir söylerim ki… Beni anlayanlar benimle olurlar ondan sonra, diğerlerine de gerek yok zaten. İsterseniz bunu da örneğiyle birlikte anlatayım size, hazır böyle düz mantık yazılar yazmayı özlemişken; ve başlamışken yazayım…
Bir zamanlar MSN vardı, hala da kullanan var gerçi de, benim için bir zamanlarda kaldı MSN. Gerek iş, gerek arkadaşlar derken, MSN listem 300 kişiyi falan bulmuştu en son. Oturup gereksiz arkadaşları silecek olsam, benim 2 ya da 3 günümü alacaktı, neden derseniz, sadece MSN’den arkadaş silmekle geçirecek değilim günlerimi… Neyse. MSN alternatifi programlar geliştirildiğinde, kullanmaya gerek dahi görmedim onları, artık benim Facebook’um vardı. Sayılı kişilerdi listemde olanlar da. MSN’den sonra Facebook’ta akıllanmıştım; görüşmediğim kişileri hemen silmeye başladım. Bununla da kalmadım: “Beni strese sokan insanlarla görüşmem” dedim; ve zaman zaman arkadaş ekledim, zaman zaman sildim. Tam da bu sırada bir Takip modası başladı. Onun da bir yolunu buldum: Engelliyorum… Facebook listem çok temiz, 50 – 60 kişiden fazla kimse yok mesela listemde. Bana yetiyorlar. Sağolup var olsunlar, başka bir şey de istemiyorum zaten.
Neden Facebook’ta arkadaş silerim? Hangi arkadaşlar, beni nasıl bir strese sokabilir Facebook’ta? Dedim ya, sayılı arkadaş var zaten. Ben gidip de oraya, “Hastayım, ölüyorum” dediğimde, adam gelip sırf laf olsun diye onu beğenirse… Buyrun cenaze namazına. Ne işi var onun benim listemde? Arkadaş kötüyüm diyorum, sen beğeniyorsun bu nasıl bir mantıktır?
Arkadaşlarım yazdıklarıma yorum yapar, birisi gelir, benim yazdıklarıma yorum yapanları kendi arkadaş listesine ekler? Neden ki? Bunun mantığı nedir? Ortak liste mi paylaşacağız? O halde, eklediklerinle kal, ben olmayayım der yine silerim. Benim de ortak arkadaşlarımın arkadaşları eklediğinde beni, bir bakarım: onun arkadaşı olabilecek biriyse ben de ekleyebilirim diye düşünürüm. O halde, ortak arkadaş referanstır. Sen benim listemdeki arkadaşları ekleyerek beni referans gösteriyorsun. E ben sana neden referans olayım? Ben senden kimi ekleyip de seni referans olarak gösterdim ki sen beni gösteriyorsun?
Kısacası arkadaşlar, bu hafta sizinle bol bol burada görüşebiliriz. Olur ya, belki size de bir taş atılır; belli mi olur, izleyin yazılarımı anacığım… 🙂 Smiley de atmadan duramadık. Katlanıp yazımı sonuna kadar okuyan herkese teşekkürler.

Almina

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir